Salgın Hastalıkların İnsan Psikolojisi Üzerinde Etkisi Nedir?

89887

Salgın hastalık; sözlüklerde ve bilinen onaylanmış kaynaklarda ‘ Epidemiyolojide, salgın belli bir insan popülasyonunda, belli bir periyotta, yeni vakalar gibi görülen ancak önceki tecrübelere göre beklenenden fazla etki gösteren hastalıktır. “Beklenen “in ne olduğuna bağlı olarak salgının tanımlanması subjektif olabilir. Bir salgın yerel, daha genel ve hatta dünya çapında olabilir.’’ şeklinde tanımlanır. Salgın hastalıklar ve diğer hastalıklar insanın hayatını tehdit ettiği için bir panik havası yaratır. Bu panik havası ölüm korkusuna bağlı olarak gelişir. Bunun nedenini ise içgüdüye bağlamak mümkündür çünkü her insan var olduğu günden bu yana, doğrudan veya dolaylı olarak tek bir amaç için uğraşır; Hayatta kalmak.

Tıpkı denizde yüzmek nasıl havuzda yüzmekten daha korkutucuysa, ölüm de sonrasını bilmediğimiz gizli bir kavram olduğu için içimizi ürpertir. İnsanların ölümden korkma dereceleri birbirinden farklı olabilir çünkü bu korkuyu tetikleyen birçok sebep olabilir. Bu sebepler; anksiyete, ölüme yaklaştığımız deneyimlerimiz, sevdiğimiz birini kaybetmiş olmak, gibi sebepler ölüm korkusunun bizde etkisinin artmasına neden olabilir. Vücudumuz ve beynimiz ölümün bizi tehdit ettiği zamanlarda ilkel bir tepki olarak ‘’Savaş ya da kaç’’ mekanizmasını devreye sokar.

Peki, Savaş ya da Kaç Mekanizması Nedir?

Bu mekanizma, bize karşılaştığımız riskli durumlar karşısında mücadele etmek ya da kaçmak arasında bir tercih sunar. Beynimiz tehlikede olduğumuzu bize bu yol ile anlatır. Anksiyete, panik atak gibi korku tepkileri de bu mekanizmanın doğru çalışmamasına bağlı olarak ortaya çıkar. Aslında olmayan, göremediğimiz bir durum karşısında beynimizin vücudumuza gönderdiği savaş ya da kaç mesajı adrenalini arttırırken bizi de korku ve heyecan içine sokar.

Bir deprem anında hayal edin kendinizi, bulunduğunuz koltuktan deprem başladığı an sıçramanıza ve oradan hızlı bir şekilde uzaklaşmanıza sebep olan durum, beynimizin vücudumuza gönderdiği ‘’kaç’’ mesajıdır. Bu mesajın gönderilme sebebi şüphesiz ki bizi hayatta tutmaktır. Bu olaydan sonra her şey normale döndüğünde, örneğin evinizde otururken rüzgar esmesinden dolayı avizenizin sallandığını fark ettiğinizde hala beyniniz size ‘’kaç’’ mesajı yolluyorsa savaş ya da kaç mekanizmanızın doğru çalışmadığını söyleyebiliriz. Bu durum da beraberinde anksiyete, panik atak ve yüksek ölüm kaygısı gibi durumları getirir.

Şu an herkesin dilinde olan koronavirüse yakalanma ve bundan dolayı ölme korkusu, niçin bizi araba kazası geçirmekten daha çok korkutuyor? Oysaki araba kazasından dolayı hayatını kaybedenlerin sayısı koronavirüsten hayatını kaybedenlerin sayısının belki de 100 katıdır. Bunun sebebini kısaca şöyle açıklayabiliriz: İnsanın her zaman içinde bir ölüm korkusu vardır fakat ölümle göz göze geldiğimizde bu korku daha da alevlenir, evden çıkarken ya araba kazası geçirirsem diye korkmayan bizler ya koronavirüse yakalanırsam diye korkmaya başlarız. Hızlı araba sürmemek, emniyet kemerini takmak, alkollü araç kullanmamak gibi önlemlerin araba kazalarını engelleyeceğini düşünüp, araba kazalarını potansiyel bir ölüm tehlikesi olarak görmeyiz çünkü bir çözüm yolu vardır. Aslında salgın hastalıklardan da aynı şekilde korunma ve kaçınma yollarının olduğunu bilmeli, bu yolları araştırmalı, hayatımızı bir süreli de olsa buna göre yaşamalıyız. Her şey insan beyninde biter, eğer kendinizin virüsle başa çıkabileceğine inanır ve bilirseniz, sizin için araba kazasından daha büyük bir tehlike olmadığını da anlamış olursunuz.

Bu Düşünceyle Nasıl Başa Çıkabilirim?

Bu düşünceyle başa çıkmak için aşağıdaki yolları izlemek size yardımcı olacaktır;

  1. Niçin ölümden korktuğunuzu bilin: Bu korkuyu yaşadığınızda bir yerlere not alın ve sizi nelerin korkuttuğunu anlayın. Bir korkunun üstesinden gelebilmek için kaynağının ne olduğunu bilmelisiniz.
  2. Derin düşüncelerden ziyade hayatın gerçekleriyle ilgilenin: Ölüm kavramı üstesinden gelemeyeceğiniz bir kavramdır, üzerinde düşünmek size bir şey kazandırmayacaktır. Kontrol edebileceğiniz durumlarla ilgilenin ve hayatınızı güzelleştirin.
  3. Her şey gibi hayatında bir sonu olduğunun farkına varın, yaşam ile ölümün bir döngü olduğunu ve doğmak kadar ölmenin de normal olduğunu kabullenin.
  4. İlerleyen yaşlarda hayatını mutsuz geçiren insanların ölmekten daha çok korktukları bir gerçek, hayatınızı doya doya yaşayın.
  5. Eğer kendinizin ve çevrenizin tüm telkinleri sizin bu korkunun üstesinden gelmenize yardımcı olmuyorsa psikolojik destek alın.
E-bültene Abone Ol Merak etmeyin. Spam yapmayacağız.

İlgili Yazılar

1 Yorum

Çok başarılı, devamını bekliyorum arkadaşlar

Cevapla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hızlı yorum için giriş yapın.

Başka Yazı Yok

Giriş Yap

VEYA
close

Subscribe