Psikolojik Destek Alan Kişilerle İlgili Doğru Bilinen Yanlışlar

psikoloji-kendini tanımak

Fiziki boyutta sorunumuz olduğunda hiç vakit kaybetmeden hastaneye o çok sevdiğimiz doktorumuza koşarız.Fakat konu kendi ruhsal sağlığımıza geldiğinde bunu geçiştirmeye çalışıp erteleriz.Bunun temel sebeplerinden biri toplumsal ön yargılarımızdır.Toplumsal ön yargılarımızdan olan “deli doktoru”, “el alem ne der”gibi söylemlerden dolayı psikoloğa gitmekten kaçınabiliyoruz.Fakat ruhsal rahatsızlıklarımızda erteleme yolunu seçmek ileri zamanlarda bizim için önlenemez durumlara yol açabilir.

Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) paylaştığı verilere göre dünya çapında her 4 kişiden 1’i belli zamanlarda psikolojik rahatsızlık geçiriyor. Üstelik günümüzde milyonlarca insanı etkileyen psikolojik rahatsızlıkların oranı; kanser , kalp rahatsızlığı gibi ciddi sağlık sorunlarından daha fazla görülmekte.Uzmanlar ise ileriki yıllarda psikolojik rahatsızlıkların fiziksel sakatlıkları geçerek en büyük iş görmezlik sebebi olacağını söylüyor.

Psikolojik rahatsızlıklar her geçen gün hayatımızı daha da olumsuz etkilemeye devam ediyor. Durum böyleyken psikolojik destek alan kişilerle ilgili doğru bilinen yanlışları ortadan kaldırmak en büyük gerekliliktir.

Sadece ‘‘Deliler’’

Psikoloğa Gider!

Kendi iradesiyle psikolojik destek alan, Psikolog ile görüşen büyük bir kısmı ne kendileri ne de başkaları için tehdit oluşturmaz .Şiddete meyilli olmadıkları gibi ‘’tuhaf’’ olarak adlandıracak kişilik özellikleri göstermezler. Bu tarz gerçek dışı ve negatif toplumsal etiketlerin birey ve toplum sağlığı için ciddi bir tehdit oluşturduğunu bilmek, konuyla alakalı toplumsal farkındalığı sağlayacak eğitimleri çocukluk çağında başlatmak son derece önemli bir adımdır.

Sadece zorunda olduğumuz için mi terapiye gideriz!

Psikoloğa neden gidilir?

Günümüzde hala psikolojik destek alan kişilerin yaşamlarını idame ettiremeyecek durumda olduklarında veya başkaları tarafından zorla psikoloğa götürülürse gittiğini düşünecek yanlış inanışlara sahibiz. İnsanlar yaşadıkları psikolojik problemler nedeniyle yardıma ihtiyaç duyup kendi isteğiyle terapiye gitmektedir.

Yalnızca çok daha ciddi ve kronik psikolojik rahatsızlığı olan insanlar, kendilerinden çok başkaları için tehdit unsuru olabilecek insanlar uzmanlar tarafından tam teşekküllü psikiyatri kliniklerine ihtiyacı olan desteği almak için yönlendirilir.

Terapi sadece ‘akıl hastaları’ içindir!

Nasıl ki yıllık düzenli kontrollerimiz,şüphelendiğimiz rahatsızlıklarımız için test yapma gibi durumlara başvuruyorsak, yaşadığımız psikolojik problemleri ön yargısızca dinleyip sorunlarımızla baş edebilmemizi sağlayan sağlıklı ve etkili yolları öğrenmek için psikolojik danışmanlara ihtiyaç duyarız. Sıkıntılı dönemlerimizde bir psikoloğa danışıyor olmamız ‘deli’ yaftasına maruz kalmamız anlamını taşımaz. Aksine problemlerimize çözüm üretmek için adımlar atan kendine güvenen bir birey yapar.

Sadece zayıf insanlar terapiye ihtiyaç duyar!

Böyle bir yaklaşım şeker hastası olan bir bireyin düzenli olarak insülin iğnesi almak yerine kendi kendine iyileşmesi ummakla eş değerdir. Stres, depresyon, geçmişte tramva etkisi yaratacak yaşanmış olaylar benliğimizde fiziksel rahatsızlıklardan çok daha zor ve aşılması güç yaralar açabilir. Bu zorluklarla karşılaşıp bunu aşmak isteyen bireyler bir kliniğe başvurup yardım alması gayet doğal ve sağlıklı olandır.

Terapinin faydalı olabilmesi için kesinlikle anti depresan ilaç kullanmak gerekir!

Kronik ve ağır psikolojik desteğin gerektiği durumlarda iyileşme sürecine mümkün olan en kısa sürede ulaşabilmek için antidepresan ve düzenli terapi uygulamaları beraber kullanılır. Ancak hiç antidepresan kullanmadan psikolojik destek alıp bu görüşmeler sayesinde yaşam kalitesini artıran birçok kişi vardır.

Sağlık kavramı; sadece sakatlık ve hastalık durumunun oluşu değil,kişinin ruhen, bedenen ve sosyal açıdan tamamen bir iyilik durumunda olmasıdır.

Psikolojik bozukluklara karşı olan bu tür ön yargılar nedeniyle dünya genelinde milyonlarca kişi yaşamları boyunca gereksinim duydukları tedavi uygulamalarına ulaşamıyor. Bu üzücü durum kişinin kendini daha da yalnız  ve olması gereken sağlıklı yaşamdan uzak bırakıyor. Mutlu bir yaşama ulaşmak için sadece bedenen değil ruhen de aynı oranda sağlıklı olmanın unutulmaması gerekiyor.

E-bültene Abone Ol Merak etmeyin. Spam yapmayacağız.

İlgili Yazılar

11 yorum

Popüler Yorumlar

Nilgün pala  -  March 15, 2020 / 10:07 am

Güzel tesbitler.özellikle terapi konusunu çok önemsiyorum. Yorucu yıpratıcı hayat şarlarının hezimete uğrattıgı zihinlerin ve ruhların ciddi bir terapiyle deşarj olup resetlenmesi gerktigine inaniyorum. Başarılı bir makale çok tebrik ederim

Yoruma git
Furkan Cengiz  -  March 6, 2020 / 8:16 pm

Doğru tespit. Bir o kadar güzel bir yaklaşım. Muazzam yorum. Çok teşekkür ederim Gökhan Can Mısırlı. En kısa sürede yeni yazınızı bekliyoruz.

Yoruma git

Tüm Yorumlar

Harika bir paylaşım ..

Cevapla
Serhat koksal  -  Mart 5, 2020 / 4:48 pm

Tebrikler

Cevapla

Gerçekten çok doğru tespit.

Cevapla
Oğuzhan  -  Mart 5, 2020 / 6:15 pm

Tespit gibi tespit

Cevapla
Chevroleciorhan  -  Mart 5, 2020 / 6:30 pm

Güzel bir paylaşım teşekkürler Gökhan can Mısırlı

Cevapla
Musa Çakır  -  Mart 5, 2020 / 6:43 pm

Faydalı bir makale

Cevapla

Tebrikler doğru bilinen yanlışlarımızı iyi tespit edilmiş

Cevapla

Yazını okudum gerçekten çok başarılı. Bir sonraki yazını merakla bekliyorum

Cevapla
Furkan Cengiz  -  Mart 6, 2020 / 8:16 pm

Doğru tespit. Bir o kadar güzel bir yaklaşım. Muazzam yorum. Çok teşekkür ederim Gökhan Can Mısırlı. En kısa sürede yeni yazınızı bekliyoruz.

Cevapla
Nilgün pala  -  Mart 15, 2020 / 10:07 am

Güzel tesbitler.özellikle terapi konusunu çok önemsiyorum. Yorucu yıpratıcı hayat şarlarının hezimete uğrattıgı zihinlerin ve ruhların ciddi bir terapiyle deşarj olup resetlenmesi gerktigine inaniyorum. Başarılı bir makale çok tebrik ederim

Cevapla

Eline sağlık çok güzel yazı

Cevapla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hızlı yorum için giriş yapın.

Başka Yazı Yok

Giriş Yap

VEYA
close

Subscribe