Özgüven ve Ego

psikonline ozguven-ego

Özgüven ile Ego Arasındaki 3 Fark ve Egoyla Başa Çıkma Teknikleri

Özgüven ve ego arasında bazılarının görmekte zorlandığı ince bir çizgi vardır. Bu çizgi aynı zamanda başarı ve başarısızlık arasındaki ince çizgidir. Başarı veya başarısızlık deyince sadece aklınıza para, iş gelmesin. Bu saydığımız güç faktörleri sosyal çevremizle iletişim konusunda başarılı değilsek sadece bize rahat bir ölüm sağlayacaktır.

Özgüvenimiz sayesinde oluşturduğumuz başarı kalesi, yerine gelen bir ego neticesinde yerle bir olabilir. Bu nedenle özgüven ile ego arasındaki ince çizginin farkında olmalıyız. Ve tabi ki egosu yüksek bir insansak, egomuzu nasıl törpüleyeceğimizi bilmeliyiz. Bunun için yazının devamını okumanız önemli.

Özgüven ile Ego Arasındaki 3 Fark

1- Özgüven bildiklerini paylaşmayı sever, ego gösteriş yapmayı

Önceden egoları olan insanlar, gösteriş yapmak için birbirlerini evlerine davet edip lüks yemekler hazırlarlarmış. Şimdi de bu durum çok farklı değil. Artık davet edip lüks yemek hazırlamak yerine fotoğrafını çekip paylaşıyorlar!

Evet belki farkında değilsiniz ama sizin ne yiyip içtiğiniz, kiminle görüştüğünüz veya ne gibi hobilerinizin olduğunu herkese duyurma merağınız egonun alt seviyelerinde kendine bir başlık bulabiliyor.

Bunun aksine paylaşmaya değer bilgileri paylaşıp, sizin bildiğinizi veya yaptığınızı başkalarının da yapmasını ve bilmesini istemek ise özgüven niteliğinin bir etkisi olarak yorumlanıyor.

2- Özgüven dinlemeyi sever, ego konuşmayı

Etrafınızda ‘’ Sürekli o konuşuyor, bize sıra gelmiyor.’’ dediğiniz en azından mutlaka bir insan olmuştur. Yine dikkatinizi çekiyordur ki, anlatacakları şeyler asla bitmiyor! Kendilerini kanıtlama isteği olan bu insanlar bunu sürekli konuşarak yapabileceklerini düşünürler.

Özgüvende ise bu durum böyle işlemiyor. Özgüveni gelişmiş birey konuştuklarından çok yaptıklarıyla kendini göstermek ister. Yani atalarımızın da dediği gibi ‘’ Az laf, çok iş.’’.

3- Özgüven öğrenmek ister, ego zaten uzmandır

Ego insanı az bildiği hatta hiç bilmediği konularda bile konuşmaya iter. Bunu da kendini kanıtlama çabasının bir parçası olduğunu söyleyebiliriz. Hiçbir konuda yeterli donanıma sahip olmasa da yüzeysel bir konuşmayla veya saçma temellere dayandırarak, sizi bu konuda bilgi sahibi olduğuna adeta ikna etmeye çalışır. Aynı zamanda her şeyi bildiğine inan egosu yüksek kişiler yardım almayı ve yanlışlarının düzeltilmesini asla kabul etmezler. Çünkü bunu bir zayıflık olarak görürler ve bu zayıflığın bir gün karşısına çıkabileceğini düşünürler. Mükemmel bir insan nasıl zayıf olabilir değil mi? Özgüvende ise bu durum daha farklıdır. Özgüven sahibi insanlar doğru bilgiye ulaşma ve yayma eğilimindedir. Bunun için her şeyi bildiklerini iddia etmezler ve bildikleri bir konuda

yüzeysel değil derinlemesine konuşurlar. Ve yine aynı sebeple, yardım almayı ve yanlışlarının düzeltilmesini memnuniyetle karşılarlar. Özgüven bunun zayıflık veya yenilgi olmadığının farkındadır.

‘’Birçok şeyi orta derecede öğrenmektense, az şeyi tam öğrenmek daha iyidir.’’

Andre Maurois

Ego ile Nasıl Başa Çıkarım?

Her şeyin sizinle ilgili olduğu fikrinden arının

Herkes kendi hayatını yaşıyor, yaşadıkları ve hissettikleri farklı. Davranışları ve tepkileri de bu koşullara göre oluşuyor. Yapılanların doğrudan sizinle alakalı olmadığının farkına varın.

Kendinizi savunmaktan vazgeçin

Savunmacı fikir yapınızı esnetin. Sürekli haklı olmak veya kazanmak zorunda olduğunuz bir savaşın ortasında değilsiniz. Sizden daha bilgili insanlar var, tıpkı sizin daha bilgili olduğunuz insanların olduğu gibi. Herkes sizinle aynı fikirde olmak zorunda da değil, bağırıp çağırarak, kavga ederek fikirlerinizi empoze etmeye çalışmanız size ve çevrenize zarar verebilir.

Öz hesaplaşma herkes için kritik bir öneme sahiptir. Kendinizi sorgulayın. Bir hata olmuş olabilir, yapanı cezalandırmak mı daha önemli yoksa problemi çözmek mi? Bunun kararını vermeniz için geç değil.

En son kendinizi haklı gördüğünüz durumu hatırlayın ve şeytanın avukatlığını yapın

Karşınızdakinin haklı olabilmesi için olabilecek nedenleri düşünün. Onlar da seni haksız görüyor mu? Acaba suç sende mi? Bu soruları kendinize sorun. Şeytanın avukatlığını yapmak size farklı bir bakış açısı sağlayacaktır. Böylelikle kendinizi mükemmel görmekten vazgeçebilirsiniz.

Unutmayın, kimse mükemmel değil!

E-bültene Abone Ol Merak etmeyin. Spam yapmayacağız.

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hızlı yorum için giriş yapın.

Başka Yazı Yok

Giriş Yap

VEYA
close

Subscribe