İBADET VE İNANÇ SİSTEMİNİN PSİKOLOJİ İLE ARASINDAKİ BAĞLANTI

namazin kilmanin 17 faydasi h1466377130 49b6c0

Yüzyıllardır insanoğlu fıtratı geri bir şeylere inanmıştır. Ve bu inancını kimi zaman bir Tanrıya, peygambere, puta, budaya, ineğe ve benzeri birçok kişi, hayvan veya objelere karşı göstermiştir. Peki insanoğlunu bu kadar derinden etkileyen ve birbirine bağlayan unsur  nedir?  Bu unsur insanların koşullu veya koşulsuz bir şeylere inanma duygusudur o da inançtır.

İnanç Nedir?

İnanç kavramı  insanın varoluşundan bu yana insana insan olma özelliğini kazandıran değişmez bir gerçeğin temel olgusudur. Günümüz yüzyılında ise inanç Tanrısal ve felsefi boyutlara taşınmıştır. İnanç  genel sözlük tanımında  “bir şeye veya bir düşünceye gönülden bağlı bulunmaktır”.

Peki insanlar inançları için neler yapıyor veya tarih boyunca neler yaptı?

Kimisi inançı için namaz kılar kimisi de bir heykele ,hayvan ve benzeri şeylere karşı dua ederek inançın gerekliliğini yerine getirir. Tarihi anlamda ise insanlar inançları için pek çok savaş yapmıştır. Bunlara hz. Muhammed’in önderlik ettiği Uhud , Hendek, Bedir ve Hayber savaşlarını örnek gösterebiliriz. Yakın tarihte ise inancı için pek çok imparatorluk savaşmıştır bunlara Osmanlı devletinin yaptığı haçlı savaşlarını örnek gösterebiliriz. Buda bize şunu gösteriyor ki inanç insanoğlunun yaşamının anlamı ve yaşama anlamıdır.

Peki İbadet Nedir?

Dinî hayatın vazgeçilmez bir unsuru olan ibadetlerin, inanan insanla Tanrı arasında iman bağı ile derinden kurulan ilişkinin dış dünyaya akseden tezahürleri ve dinî hayatın pratik uygulama şekilleri olduğunu söyleyebiliriz. İbadetler; kulun, bir nevi Tanrının huzuruna çıkma, O’na yakın olma ve O’ nunla irtibat kurma vasıtalarıdır. Bu açıdan bakıldığında ibadet uygulama biçimi tanrı tarafından belirlenmiş ve insanların bu uygulama biçimleriyle Tanrıya karşı olan teslimiyet, maneviyat, itaat ve bağlılıklarını bildirdiği bir takım hareket ve davranış biçimidir.

İbadet İle Hayatın Anlamı Arasındaki İlişki

İnsanın maddi ve manevi açıdan iyi olma halinin en kapsamlı göstergesi olarak düşünülen “hayatın anlamı” kavramı, Jim ve arkadaşları (2006) tarafından hayata verilen değer, amaç ve hedefler ve manevi açıdan duyulan memnuniyet olarak, Crumbagh ve arkadaşları (1964) tarafından, bireyin bakış açısıyla yaşamın ontolojik anlamı olarak, Ryff ve arkadaşları tarafından (1998) amaç yönelimi ya da amaçlılık olarak ve Ryff (1989) tarafından ise sağlıklı olmanın bir göstergesi olarak açıklanmıştır (Taş, 2011:2). Bütün bu tanımlar dikkate alındığında, hayata yüklenen anlamın bireyin hayata karşı duruşunu da şekillendirdiği görülmektedir.

Hayatını anlamlı ve değerli gören bireylerin karşılaştıkları sıkıntılar karşısında daha güçlü olacağı, depresif ve zorlayıcı duygularla daha kolay baş edebileceği söylenebilir.

Din, akıl sahibi bireylerin, kendi istek ve arzularıyla en iyiye, en doğruya ve en güzele ulaşmalarını sağlayan ilahî bir kanun olarak ifade edilir.. Psikolojik açıdan din, Tanrı ile insan arasında kurulan ruhsal ve manevi bir ilişkidir. Bu bakımdan dinlerin temel amacının, hayatı anlamlı kılacak şekilde insanları dünya ve ahiret mutluluğuna ulaştırmak olduğunu söyleyebiliriz. Ancak bu noktada hayatı anlamlı kılacak olan mutluluğun ne olduğu sorusu tartışılmaktadır. Mutluluk bazıları tarafından, zihinsel bir durum olarak görülürken, Aristo buna çok daha farklı bakar. Genellikle mutluluk olarak tercüme edilen “memnuniyet” kavramı, varlığın sadece içsel bir durumunu değil, aynı zamanda belli şekillerde davranma eğilimini de içeren ruhsal bir durumdur.

Ludwig Wittgenstein, ruhun en güzel görüntüsünün beden olduğunu söyler. Kişinin “ruh halini” anlamak isterseniz, yaptığı davranışlara bakın. Aristoteles için mutluluk, erdem yoluyla elde edilir ve erdem ise, zihinsel bir tutumdan ziyade sosyal pratiklere dayanan bir uygulamadır. Mutluluk, bazı özel içsel zevklerin değil, hayatın pratik yönünün bir parçasıdır. Bu teoriye göre, bir süre boyunca birinin davranışına bakabilir ve onun mutlu olup olmadığına karar verebilirsiniz.

Eğer hayatın bir anlamı varsa, kesinlikle bu düşüncelere ait bir şey değildir. Hayatın anlamı, bir düşünceden ziyade, hayatın pratik yönüdür. O, ezoterik (gizil) bir gerçeklikten ziyade belirli bir yaşam biçimidir. Hayatı anlamlı kılan şey, problemlerle baş edebilmek değil, belli bir şekilde bu hayatı yaşamaktır.

Hayatın anlamı, metafizik bir şey değil, etik bir olgudur; hayattan ayrı bir şey değil, bilakis hayatı belli bir kalite, samimiyet, coşku ve yoğunlukla yaşamayı sağlayan şeydir (Eaglaton, 2007:135-143).

İbadet Ve Psikoloji Arasındaki Bağ

İbadet ile psikoloji arasında birden çok bağlantı kurabiliriz ama bu bağlantılar arasında en sağlam olan inançtır. Bizler inancımız gereği bir çok şey yaptık ve yapıyoruz en sade haliyle yaptığımız bir ibadet kişinin inancın sağlam olduğunun en samimi göstergesidir.

İnsanoğlu olarak  psikolojik bir doyum bir rahatlık arzularız kimisi bu doyumu, namaz kılarak, kimisi meditasyon yaparak kimisi de müzik eşliğinde bu psikolojik doyuma ulaşma çabası içindedir.

Bizim için  önemli olan ise ibadettir çünkü, inanan birisi olarak dinin gerekliliklerini yerine getirmek lazım ve inan bir insan bu gereklilikleri yerine getirmediği zaman huzursuz ve mutsuz olur. Peki mutsuz veya huzursuz bir insanın psikolojik durumu iyidir diye bilir miyiz?

Sorunun cevabı tabi ki de hayır çünkü insan ancak kendi inanç ve duyguları doğrultusunda yaşar ve bu inanç çerçevesinde davranışlar sergiler. Eğer davranış ve yaşam biçimi inancı ve ibadetlerinin dışına çıkıyorsa o noktada insan manevi anlamda boşluğa düşer.

Bu durum insanın inancını veya hayatı sorgulamasına neden olabilir çünkü insanı psikolojik olarak ayakta tutan yegane güç inancalarıdır bu inanç bazen bir Tanrıya, bezense bir insana veya objeye karşı olabilir. Önemli olan sahip olduğumuz inançı kaybetmemektir. İbadette burada devreye giriyor işte ve bizim yegane gücümüz olan inancımızı olgunlaştırıyor, büyütüyor ve onu bizim için anlamlı kılıyor. İbadetin  aslında bizi inandığımız şeye yaklaştırıyor ve içimizde tamamlanmayı bekleyen duygularımızın tamamlanmasına yardımcı oluyor.

Mesela dini inancı yerinde olan birisi yaptığı iyiliklerle cennete gideceğine inanır ve bu doğrultuda yardımlar iyilikler yapar. İnsanı psikolojik açıdan en iyi yapan şeylerden bir tanesi de iyi olmak ve iyiliği ,yardımı dokunan birsi olmaktır bu bağlam da yaptığImız iyi davranışlar ve ibadetler bizi psikolojik doyuma ulaştırır.

Kısaca konumuzu şöyle bitirebiliriz iyi, mutlu, neşeli, dürüst bir insan ruhen yani psikolojik açıdan sağlıklı insandır. Bu sağlığı destekleyen en önemli unsursa ibadettir. Çünkü ibadet eden kişi Tanrı için bir takım sorumlulukları yerine getirme arzusunda ve bu arzuları yerine getirirken yaptığı iyi şeyler onun psikolojik anlamda da iyi ve duru olmasını sağlıyor.   

E-bültene Abone Ol Merak etmeyin. Spam yapmayacağız.

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hızlı yorum için giriş yapın.

Başka Yazı Yok

Giriş Yap

VEYA
close

Subscribe